|
Antik Şehirler Myra
(Demre, Kale) Antalya'nın
Kale (Demre) ilçesinde bulunan Kaş - Finike arasındaki çarpıcı kaya mezarlarıyla
ünlü Myra'ya düzgün bir yolla kolayca ulaşılır. Aziz Nicholaos'ın piskoposluk
yaptığı ve bu nedenle tüm Orta Çağ boyunca ününü sürdüren Myra önemli bir Lykia
kenti olup isme "Yüce Ana Tanrıçasının yeri" anlamına gelmektedir. Lykia dilinde
"Myrrh" olarak geçen Myra, Demre ovasını kuzeybatıdan çeviren dağların denize
bakan yamacına kurulmuştur. Önce bugünkü kaya mezarlarının üzerindeki tepeden
kurulan şehir daha sonraları aşağıya inerek genişlemiş ve Lykia'nın çok önemli
altı büyük kentinden birisi olmuştur. Kentin M.Ö. IV. yüzyılda basılan ilk sikkesi
üzerinde ana tanrıça kabartması vardır.
Antik kaynakların
M.Ö. I. yüzyıldan itibaren Myra'dan bahsetmelerine rağmen, kaya mezarlarından
ve bastıkları sikkelerden, şehrin en az M.Ö. V. yüzyılda varolduğu anlaşılmaktadır. Şehrin
içinden geçen Demre Çayı (Myros) deniz ticaretini geliştirmiş ancak korsanların
kolayca baskın yapmalarına neden olmuştur. Bu nedenle Myralılar limanları Andriake'de,
nehrin ağzına bir zincir gererek bu baskınları durdurmaya çalışmışlardır. M.Ö.
42'de Sezar'ı öldüren Brutus asker toplamak için Lykia'ya gelmiş, Xanthos'u
aldıktan sonra komutan Lentulus'u para toplamak için Myra'ya göndermiştir. Myralılar
buna karşı çıkmışlar ve kendilerini müdafaa etmeye çalışmışlarsa da komutan
nehrin ağzına gerilen zincirleri kırarak şehre girmiştir. M.S. 18'de Tiberius'un
evlatlığı olan Germanicus ve karısı Agrippina burayı ziyaret etmişler ve Myralılar
limanları olan Andriake'ye onların heykellerini dikerek kendilerine olan saygılarını
göstermişlerdir. M.S. 60'da ise St. Paul Roma'ya giderken Myra'da gemi değiştirir.
Eski kaynaklar Myra ile Limyra arasında gemi seferlerinin yapıldığını kaydederler.
Lykia
Birliği'nin metropolisi olan Myra M.S. II. yüzyılda büyük bir gelişme göstermiş,
burada Lykialı zengin kişilerin yardımları ile birçok yapı yapılmıştır. Örneğin
Oinoandalı Licinius Langus 10.000 dinar vererek tiyatro ve portikoyu yaptırmıştır.
Ayrıca Rhodiapolisli ve Kyeanaili Iason'un da Myra'nın imarı için çok yardım
ettigini kitabelerden anlıyoruz. Aziz Nicholaos'ın Myra'da başpiskoposluk yaptığı
II. Theodosion (408 - 450) zamanında Myra'nın Lykia Bölgesi'nin başşehri olduğu
bilinmektedir. Şehir VII. yüzyıldan başlayarak IX. yüzyıla kadar devamlı Arap
akınlarına uğramış, 809 yılında Harun El Reşit'in komutanlarından birisi Myra'yı
zaptetmiştir. 1034 tarihinde Arapların yaptığı deniz hücumlarında St. Nicholaos
Kilisesi yıkılmıştır.
Arap akınlarının
verdiği huzursuzluk, Myros Çayı'nın sık sık taşması, bu taşma nedeniyle gelen
toprakla bazı yapıların dolması ve bu arada meydana gelen depremler şehrin terk
edilmesine ve Myra'nın köy hüviyetine bürünmesine sebep olmuştur. Türkler bu
bölgeye geldikleri zaman böylesine küçülmüş bir Myra bulmuşlardır. Tiyatronun üzerindeki
dağda bulunan akropolde fazla birşey kalmamıştır. 1842'de Myra'yı ziyaret eden
ve akropole çıkan Spratt burada küçük taşlardan başka birşey kalmadığını görmüştür.
Roma Devri'nden kalma şehir surlarında yer yer Hellenistik Devir'den kalma ve
hatta M.Ö. V. yüzyıla ait olan duvar kalıntıları bulunmaktadır. Tiyatronun yakınında
şehre doğru giderken, yolun sonunda hamam veya bazilika olabilecek geç devir
kalıntıları görülmektedir. Myra'nın su ihtiyacı
Demre deresinin aktığı vadi kenarındaki kaya yüzüne açılan kanallarla karşılanmaktaydı.
Bugünde bu kanalları görmek mümkündür. Myra'nın diğer yapıları bugün toprak
altında olup gün ışığına kavuşacakları zamanı beklemektedirler. Myra'ya gelirken
yol üzerindeki Karabucak mevkiinde, günümüze kadar iyi korunmuş Roma Devri mezar
anıtı dikkati çeker. Çay ağzındaki Myra'nın
limanı olan Andriake'nin üzerinde kehanet merkezi olmasıyla ünlü Sura antik
kenti Sura'dan birkaç km uzaklıktaki Gürses'te ise Trebenda antik kenti yer
alır. Şimdi tiyatrodan başlayarak kaya mezarlarını ve St. Nicholaos Kilisesi'ni
tanıyalım: Myra'nın görkemli
tiyatrosu oldukça sağlam olarak günümüze kadar gelebilmiştir. Arkasındaki dik
dağın yamacında kurulan tiyatronun caveası büyük ölçüde kayalara oyulmuştur.
Tiyatro daha sonraları arena olarak da kullanılmış, bu nedenle bazı düzenlemeler
yapılmıştır. Kaya mezarlarıyla
ünlü Myra'da mezarlar hemen tiyatronun üzerinde ve doğu taraftaki nehir nekropolü
denilen yerde olmak üzere iki yerde toplanmıştır. Bu sayfanın
hazırlanmasında İlhan AKŞİT'in "Işık Ülkesi LYKİA" kitabından yararlanılmıştır.
|